Ömer Can Talu

Bir Gazetecinin Günlüğü

Türkistan’da eski ilim yurtlarının hali (Osmanlıca Makale)

1925 yılında İstanbul’da yayınlanan Mahfil isimli Osmanlıca dergide çıkan “Türkistan’da İlim” konulu bir makalenin çevirisini yayınlıyorum.

İyi okumalar dilerim.

Türkistan’da eski ilim yurtlarının hali
 
Eski zamanlar da şu evvelki medeniyet ve ilim cihetinden parlak devirler geçirmiştir. Bu kıtaya Arab medeniyeti nüfuz ettikten sonra Eflatun ve Aristo …lerinin ruhunda felsefi sistemler icad olundu. Fikri terakkiyât(ilerlemeler) sayesinde -tasavvuf üstadları- Hoca Ahmed Yesevi ve Sufillah? Yar gibi meşâhîr(meşhurlar) yetişti.
 
Yesevi Hazretlerinin urefâ(arifler) beyninde haiz olduğu mevki, tasavvufda ne kadar büyük bir sima olduğunu göstermektedir.
 
Ulûm-i riyaziyede(ilimler bahçesinde) mühim bir yer tutmuştu. Timurlenk’in torunu (Uluğ Bey)in Semerkand’da yaptırdığı Rasadhane hey’etşinâsan(astronom) indinde malum ve muteberdir. O devirlerde Türkistan bütün alem-i İslamın merkez-i medeniyeti olup hesapsız darülfünunlara malik idi. Lakin son üç asır zarfında tedennîye(gerilemeye) doğru yüz tutup ulûm-i hakikiye(gerçek-hakiki ilimler) yerine faydasız şeyler kâim olmuş(yerine geçmiş), cahil hocalar arasında taassublar baş göstermiştir. Hele on dokuzuncu asırlarda medreseler o derekeye(kata) inmişti ki ulûm-i şer’iye(şeriat ile ilgili ilimler) bertaraf edilerek yerine Yunan safsataları kaim olmuş idi.
 
Evvelce medreseler halk tarafından, sonra ağniyânın(zenginlerin) vakıf akçeleri ile idare kılınıyordu. Geçen asrın ikinci senelerinden itibaren Türkistan’da mekteb ve medreseler gayet azalmıştır.
 
Türkistan medreselerini yıkmak için senelerce Çarizm idaresine hizmet eden meşhur misyoner – Sabık Türkistan Darülmuallimin Müdürü- K.P Astirauf tarafından 912 senesi Kanunisanisinde toplanan istatistiğe nazaran medâris(medreseler) ve mekatib(mektebler) hesabı şöyle idi:
 
Turkistan medreseleri
 
Hesaba bakılırsa okumuyorlardı. Vaktiyle ilim ve irfanı çok olan bu evvelkinin hal-i hazırda ne uleması, ne kimyageri, ne de doktoru vardı!
 
Medreselerde tahsil(öğrenim) ve usûl-i tedrîs(ders verme methodu)!
 
Medreselerde tahsil-i ulûm üç dereceye münkasım(bölünmüş) olup birinci … derecesi 9-10 sene zarfında Farisi üzere izahatle sarf-ı nahv(Arapça dilbilgisiyle alakalı) muhtasar-ı maânî(özlü anlamlar), muhtasar elvikaye, mantıktan … gösteriliyordu. İkinci -orta- derecede bulunan talebeye Hayali, Ömer Nefesi akaidi, Molla Ahmed, Molla Abdülhakim, fıkhdan şerh elvikaye gibi eserler okutuluyordu. Bunlarla uğraşırken 7-8 sene kadar geçerdi. Bundan başka gayretli mollalar Hoca Celal, Mirza Zahid, Ahund Kelan gibi ulemanın eserlerini mütalaa(okumak-incelemek) etmektende geri kalmazlardı.
 
Üçüncü -i’mâl- derecesinde Molla Celal, Hidaye, Hankahi ve Tevzih görülüyordu. Bazı medariste(medreselerde) tefsir ve hadisde bulunuyordu. Fakat nadir. Belki Türkistan uleması itikadınca Ayet-i Kerimeye mana vermek küfrdür! Medreselerde ulûm-i asrîye(modern ilimler) yoktu. İlim aşıkları fırsat buldukça Matla’ ul-‘Ulum, Marifetname, Malumat-i âfâk, Kimya-i saadet gibi eserlerden tabiblik yaparlardı. Medreselerde tahsil teşrinievvel ibtidâsında(başlangıcında) başlanmakta, Mayıs nihayetinde hitâm(son) bulmakta idi. Çarşamba ve Cuma günleri ders okunmazdı. Derslere sabahleyin mübaşeret(başlama) olunurdu; müderris sabah namazını kıldıktan sonra dershanesinde talebesinin ortasında bir mevki işgal ve tedrisine ibtidâr(başlama) ederdi. Şu vechile okumakta olan talebe 10-11 kişilik bir grup teşkil edip sırası ile ders almak için girerler. Üstadın huzurunda diz çökerlerdi. Talebe kitaptan bir cümle okur. Müderris ise okunan ibareyi lağvı ve nahvisi cihetinden izah eder.
 
Tâlî(ikincil) derecedeki talebe müderristen istîzâh-ı salâhiyetini(izah yetkisine) haiz değildir. İşte tahsil ve tedris şu halde cereyan etmekte idi.
 
Büyük Manika. Türkistanlı:
Rıfat
 
Not: Kaynak gösterilerek kullanılmasında bir sakınca yoktur.
 
Turkistanda eski ilim yuvalarinin hali1
Turkistanda eski ilim yuvalarinin hali2
Turkistanda eski ilim yuvalarinin hali3

Henüz oylanmadı.

Lütfen oyunuzu paylaşın

« »

© 2018 Ömer Can Talu. Theme by Anders Norén.

%d blogcu bunu beğendi: