Tüm yazılar
Osmanlıca18.08.20153 dakika

Türkistan’da eski ilim yurtlarının hali (Osmanlıca Makale)

1925 yılında İstanbul’da yayınlanan Mahfil isimli Osmanlıca dergide çıkan “Türkistan’da İlim” konulu bir makalenin çevirisini yayınlıyorum. İyi okumalar dilerim. Türkistan’da eski ilim yurtlarının hali Eski zamanlar da şu evvelki medeniyet ve ilim cihetinden parlak devirler geçirmiştir. Bu kıtaya Arab medeniyeti nüfuz ettikten sonra Eflatun ve Aristo …lerinin ruhunda felsefi sistemler icad olundu. Fikri terakkiyât(ilerlemeler) sayesinde […]

Ömer Can Talu · Gazeteci ve yazar
Türkistan’da eski ilim yurtlarının hali (Osmanlıca Makale) — Ömer Can Talu araştırma arşivi görseli
Araştırma arşivi

Ömer Can Talu · Yazı

Türkistan’da eski ilim yurtlarının hali (Osmanlıca Makale)

1925 yılında İstanbul’da yayınlanan Mahfil isimli Osmanlıca dergide çıkan “Türkistan’da İlim” konulu bir makalenin çevirisini yayınlıyorum.

İyi okumalar dilerim.

Türkistan’da eski ilim yurtlarının hali

Eski zamanlar da şu evvelki medeniyet ve ilim cihetinden parlak devirler geçirmiştir. Bu kıtaya Arab medeniyeti nüfuz ettikten sonra Eflatun ve Aristo …lerinin ruhunda felsefi sistemler icad olundu. Fikri terakkiyât(ilerlemeler) sayesinde -tasavvuf üstadları- Hoca Ahmed Yesevi ve Sufillah? Yar gibi meşâhîr(meşhurlar) yetişti.

Yesevi Hazretlerinin urefâ(arifler) beyninde haiz olduğu mevki, tasavvufda ne kadar büyük bir sima olduğunu göstermektedir.

Ulûm-i riyaziyede(ilimler bahçesinde) mühim bir yer tutmuştu. Timurlenk’in torunu (Uluğ Bey)in Semerkand’da yaptırdığı Rasadhane hey’etşinâsan(astronom) indinde malum ve muteberdir. O devirlerde Türkistan bütün alem-i İslamın merkez-i medeniyeti olup hesapsız darülfünunlara malik idi. Lakin son üç asır zarfında tedennîye(gerilemeye) doğru yüz tutup ulûm-i hakikiye(gerçek-hakiki ilimler) yerine faydasız şeyler kâim olmuş(yerine geçmiş), cahil hocalar arasında taassublar baş göstermiştir. Hele on dokuzuncu asırlarda medreseler o derekeye(kata) inmişti ki ulûm-i şer’iye(şeriat ile ilgili ilimler) bertaraf edilerek yerine Yunan safsataları kaim olmuş idi.

Evvelce medreseler halk tarafından, sonra ağniyânın(zenginlerin) vakıf akçeleri ile idare kılınıyordu. Geçen asrın ikinci senelerinden itibaren Türkistan’da mekteb ve medreseler gayet azalmıştır.

Türkistan medreselerini yıkmak için senelerce Çarizm idaresine hizmet eden meşhur misyoner – Sabık Türkistan Darülmuallimin Müdürü- K.P Astirauf tarafından 912 senesi Kanunisanisinde toplanan istatistiğe nazaran medâris(medreseler) ve mekatib(mektebler) hesabı şöyle idi:

Hesaba bakılırsa okumuyorlardı. Vaktiyle ilim ve irfanı çok olan bu evvelkinin hal-i hazırda ne uleması, ne kimyageri, ne de doktoru vardı!

Medreselerde tahsil(öğrenim) ve usûl-i tedrîs(ders verme methodu)!

Medreselerde tahsil-i ulûm üç dereceye münkasım(bölünmüş) olup birinci … derecesi 9-10 sene zarfında Farisi üzere izahatle sarf-ı nahv(Arapça dilbilgisiyle alakalı) muhtasar-ı maânî(özlü anlamlar), muhtasar elvikaye, mantıktan … gösteriliyordu. İkinci -orta- derecede bulunan talebeye Hayali, Ömer Nefesi akaidi, Molla Ahmed, Molla Abdülhakim, fıkhdan şerh elvikaye gibi eserler okutuluyordu. Bunlarla uğraşırken 7-8 sene kadar geçerdi. Bundan başka gayretli mollalar Hoca Celal, Mirza Zahid, Ahund Kelan gibi ulemanın eserlerini mütalaa(okumak-incelemek) etmektende geri kalmazlardı.

Üçüncü -i’mâl- derecesinde Molla Celal, Hidaye, Hankahi ve Tevzih görülüyordu. Bazı medariste(medreselerde) tefsir ve hadisde bulunuyordu. Fakat nadir. Belki Türkistan uleması itikadınca Ayet-i Kerimeye mana vermek küfrdür! Medreselerde ulûm-i asrîye(modern ilimler) yoktu. İlim aşıkları fırsat buldukça Matla’ ul-‘Ulum, Marifetname, Malumat-i âfâk, Kimya-i saadet gibi eserlerden tabiblik yaparlardı. Medreselerde tahsil teşrinievvel ibtidâsında(başlangıcında) başlanmakta, Mayıs nihayetinde hitâm(son) bulmakta idi. Çarşamba ve Cuma günleri ders okunmazdı. Derslere sabahleyin mübaşeret(başlama) olunurdu; müderris sabah namazını kıldıktan sonra dershanesinde talebesinin ortasında bir mevki işgal ve tedrisine ibtidâr(başlama) ederdi. Şu vechile okumakta olan talebe 10-11 kişilik bir grup teşkil edip sırası ile ders almak için girerler. Üstadın huzurunda diz çökerlerdi. Talebe kitaptan bir cümle okur. Müderris ise okunan ibareyi lağvı ve nahvisi cihetinden izah eder.

Tâlî(ikincil) derecedeki talebe müderristen istîzâh-ı salâhiyetini(izah yetkisine) haiz değildir. İşte tahsil ve tedris şu halde cereyan etmekte idi.

Büyük Manika. Türkistanlı:
Rıfat

Not: Kaynak gösterilerek kullanılmasında bir sakınca yoktur.

Kaynak ve yöntem notu

İçerik beyanı: Bu kayıt eski site arşivinden aktarılmıştır. Arşiv bağlantısı: https://omercantalu.com/?p=744 Harici kaynak künyesi ayrıca doğrulanmalıdır.

Arşiv bağlantısını görüntüle ↗

Faydalı bulduysanız

Bu araştırmayı çevrenizle paylaşabilirsiniz:

Paylaş:

Okumaya devam et

Osmanlıca Nedir? Harf İnkılabı Gerekli miydi?
Manşet·5 dk

Osmanlıca Nedir? Harf İnkılabı Gerekli miydi?

Değerli dostlar, Osmanlıcanın yani Osmanlı Türkçesi’nin tam anlaşılamadığını, Osmanlıca nedir diye soranların bunu farklı bir dil zannedildiğini görmekteyim. Farklı kesimlerden insanlar, hatta birçok gazeteci dahi bu konuda maalesef yanlış bilgi sahibi olduğu için harf inkılabı ve dönemle ilgili yanlış çıkarımlarda bulunmaktadır. Bu yüzden çok basit şekilde, Osmanlıca bilmeyenlerin de(gayet tabi herkesi bilmek zorunda değil) anlayabileceği […]

24.06.2021
Türklük ve Yunanlılık – 5 Temmuz 1920
Osmanlıca·4 dk

Türklük ve Yunanlılık – 5 Temmuz 1920

Hakimiyet-i Milliye Gazetesinin 5 Temmuz 1920 tarihinde ilk sayfada yayınladığı bu yazı özetle, Türkiye’nin zararına çalışan ve “Yunanlılık” yapan kişilerden ve faaliyetlerinden bahsetmektedir. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, Türk Ordusunu denetliyor.(Fotoğraf haberde geçmemektedir.) TÜRKLÜK VE YUNANLILIK Osmanlı Devleti’nin mütenevvi(çeşitli) olan esbab-ı inhitatını(çöküş sebeplerini) tedkik eylediğimiz vakit, bu sebeplerin arasında en büyüklerinden birinin Yunan âmâlini(emellerini) mevki-i faale(faal […]

03.08.2018
Yunan Taarruzları – 1 Temmuz 1920
Osmanlıca·3 dk

Yunan Taarruzları – 1 Temmuz 1920

Bugünden itibaren Hakimiyet-i Milliye gazetesinin ilk sayfalarında bulunan haberlerden ilgi çekici olanları -ki dönem itibariyle birçoğu savaş haberleri- çevirip yayınlayacağım. Bu bağlamda 1 Temmuz 1920 tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinden çevirdiğim ilk haberi aşağıda ilginize sunuyorum. Fotoğraf temsilidir. Yunan askerlerinin Karahisar’da oldukları bir zamana aittir.(1922) YUNAN TAARRUZLARI Yeni bir ittifak-ı müselles(üçlü pakt) karşısındayız: Yunanistan, İngiltere İstanbul […]

13.07.2018